Kim Bebek, Kim Yetişkin?

Kim Bebek, Kim Yetişkin?

Yeni anne olduğum günlerde bana verilen “iyi niyetli” tavsiyeleri duyduğumda bebeğin anneden daha güçlü olduğunu ve asıl kırılgan olanın anne olduğunu hissediyordum. “Mutlaka kendine de zaman ayır, her fırsatta uyumaya ve dinlenmeye çalış” ile başlayan ve buna benzeyen önerilerle devam eden cümleleri sanırım yeni anne olmuş birçok kadın duymuştur. Bu önerilerde doğruluk payı yok demiyorum ancak ilk aylarda bebeğin annesine sadece beslenme için değil duygusal olarak da ihtiyacı olduğunu birilerinin hatırlatması gerektiğini düşünüyorum. Bebeğimizin bizi rahat ettirmesini beklemektense anne-baba olarak bizim onu rahat ettirmemiz önceliğimiz olmalı.

Bir süreliğine bebeğin ihtiyaçlarının annenin ihtiyaçlarının önüne geçeğini ve bu durumun bebeğin hayatta kalması ve büyüyebilmesi için gerekli olduğunu biliyoruz. Doğa yanılıyor olamaz! Ancak kendi içimizde yeteri kadar karşılanmamış ihtiyaçlarımız varsa ve içimizdeki çocuk o ihtiyaçların karşılanmasını bekler haldeyse bir başkasına kendimizi adayabilmemiz kolay olmayabilir.

Annenin bebeğini fiziksel olarak beslerken duygusal olarak da besleyebilme kapasitesini ön plana çıkaran öneriler vermek annenin kendi gücüne ve kararlarına güvenmesine destek olacaktır.

Artık bebeklerin psikolojik gelişimlerini dikkate almayan yorumları ve teknikleri bir kenara bırakmalıyız. Bebekler doğuştan kendilerini sakinleştirme kapasitesiyle doğmuyorlar. Bizim yanımızdayken kendilerini güvende ve huzurlu hissediyorlar. Bebeklerin uykusu ve beslenmesine dair annelere yapılan yorumları veya önerileri psikolojik çerçeveden değerlendirmeye başlamadıkça bebeklerin ruhsal ihtiyaçlarını göz ardı etmeye devam edeceğiz. Sadece “yapmaya”, “halletmeye” ve canımızı sıkan durumu “ortadan kaldırmaya” odaklanacağız. Ortadan kaldırmaya çalıştığımız durumun bizim ilişkimize dair “ne anlattığına” kafa yormayacağız. Örneğin, uykuya veya beslenmeye dair bir güçlüğün ilişkisel bir problem olabileceğini düşünmek yerine başka yerlerde anlık çözümler arayacağız. Belki çözüm ararken sorunun derinleşmesine ve ileri yaşlarda tekrar karşımıza çıkmasına zemin hazırlayacağız.

“Kim bebek kim yetişkin?” rollerini karıştırmadan ve annelerin yetişkin olduğunu göz ardı etmeden içlerindeki gücü çıkarmalarına destek olmamız gerektiğine inanıyorum. “Ben bebeğinle ilgilenirken sen yemeğini yiyebilirsin ya da duş alabilirsin. Bebeğinle ilgilenme gücünü tekrar bulduğunda yeniden başlayabilirsin” diyebilmek; “kendini ihmal ediyorsun” demekten çok daha etkilidir.

Doğumdan sonraki ilk aylar anne-bebek arasındaki bağlanma ve ilişki açısından hassasiyet gerektiren dönemlerden biridir. Annenin etrafında bir güven çemberi oluşturarak bebeğine annelik yapabilmesine destek olabiliriz. Emin olun yeni annenin tavsiyeden ve bilgiden çok güvene ve şefkat gösterilmesine ihtiyacı var. Zaman içinde bebeğiyle arasındaki bağı derinleştikçe, annelik kimliği oluşmaya başladıkça annelik yapmaya dair kapasitesi de gelişmeye başlayacaktır.

Yeni anne olmuş bir yakınına herkesten farklı olarak tavsiye veya bilgi vermek yerine sadece güven duyduğunu gösterebilir misin? Hiç geçmeyecek gibi görünen günlerin, gecelerin geçeceğini ve içindeki annenin doğma sürecinin ne kadar özel bir deneyim olduğunu ona hatırlatabilir misin?


“Mükemmel” Değil “Yeterince İyi” Anne